Özel Okullar

Öncelikle güzel ülkemde, hiçbir şekilde özel bir okul yoktur.

 Sahipleri özel ama kurumsal iş ve işleyişi tamamen devlete bağlı, izne tabi, MEB’den izinsiz temizlik görevlisi bile çalıştıramayan, MEB’den izinsiz hiçbir yaratıcı projeyi uygulayamayan, en küçük bir hatalarında önce 15 gün sonra süresiz kapatılma korkusu yaşayan, her an yönetmelikleri değişen, her yıl değişen sisteme uyum sağlamaya çalışan, Milli Eğitim Müdürüyle iyi geçinmezse başı derde giren, vergi, sigorta ve kira kıskacında çoğu kez zor günler yaşayan eğitim kurumları vardır. Özel okulların durumunu değerlendirirken kendimize örnek bir ülke belirleyelim. Ben izin verirseniz bu örnek ülkeyi 300.000’e yakın Türk çocuğunun da eğitim gördüğü Almanya olarak seçmek istiyorum.

2000 yılı PISA sonuçlarında (Hatırlarsanız bu sınavda Türkiye OECD ülkeleri arasında sondan ikinci, Avrupa ülkelerinin de sonuncusu olmuştu.) Almanya aynı sınavda 20. olunca bu başarısızlığı ülkesindeki tüm eğitim politikasını baştan aşağı değiştirmek için bir fırsat olarak kabul etmiştir. Özel okulların PISA sınavlarındaki başarı oranının devlet okullarının 2 katı olduğunu görünce, ülkesindeki özel okulların daha güçlenmesi ve yaygınlaştırılması çerçevesinde inanılmaz bir özel okullaşma çalışması başlatmıştır. Bu nokta çok önemlidir. Çalışmalar sırasında Alman anayasası değiştirilmiş, özel okullara, iç ve dış mekanlarını, eğitim anlayışlarını, kendi dünya görüşleri veya inanışlarına göre düzenleme hakkı vermiştir. Ayrıca, dalında uzman olması ve kişilik olarak uygun bulunması şartıyla özel okullara istediği kişiyi öğretmen olarak çalıştırma izni verilmiştir. İnanmayacaksınız ama özel okulların kurum olarak varlığının devamı ve kendi anlayışlarına uygun eğitim yapabilmeleri anayasayla güvence altına alınmıştır. Ancak Alman devletinin birliğine ya da Alman ceza hukukuna aykırı faaliyet gösteren okullar kapatılabilmektedir.

Bu noktada, bu uygulamayı Türkiye ile bir kıyaslayalım. Mesela Almanya’da Montessori sistemi ile eğitim veren halihazırda 400 tane ilkokul bulunmaktadır. Haydi, Montessori sistemi ile eğitim veren bir özel okulu Türkiye’de açalım. Önce ülkemizde Montessori sistemi ile özel okul açamazsınız, yasaktır. “Olur mu öyle saçma şey?” demeyin. “Montessori programını hazırlar, onaylatırsınız, bal gibi de açarsınız.” dediğinizi duyar gibiyim. Ama Özel Öğretim Genel Müdürlüğüne Montessori programınızı sunmak için önce bir okul olarak var olmak zorundasınız. Yani içinde Montessori olmayan, onaylı bir programla okulunuzu açacaksınız. Daha sonra 1-2 yıl Talim Terbiye Kurulunu bekleyeceksiniz. Program onayınızı alabilirseniz Montessori okulunu açacaksınız, diyecektim ama yine olmaz. Ülkemizde yabancı isimle okul açmak yasaktır. Montessori koleji açamazsınız. “Olsun, Ahmet Kolejini açarım, altına da ‘Montessori Eğitimi Veren Okul’ yazarım.” diye düşünüyor olabilirsiniz.

Özel Öğretim Kurumları yönetmeliğinin 7. maddesinde sabit olduğu üzere Ahmet Koleji adının sağına, soluna ne “Oxford Kalitesiyle” (4 tane Doğa Koleji bu yüzden kapatıldı) ne “Amerikan Eğitim Sistemi” ne de “Montessori Eğitim Sistemi” yazabilirsiniz. Reklam, ilan ve duyurularınızda “Ahmet Koleji”nden başka bir ifade kullanmanız Özel Öğretim Genel Müdürlüğünün genelgeleriyle yasaklanmıştır. Ama zaten Ahmet Kolejini de açamazsınız. Çünkü Kolej kelimesi de yasaktır. (Fatih Kolejinin yeni binasına Kolej ismi verilmemiştir.) Bu durumda siz okulunuzu ancak “Ahmet İlkokulu” adıyla açabilirsiniz. Ya da bir başka bakış açısına sahip, Almanya’da en başarılı okullardan bir tanesi olan Waldorf Okullarını inceleyelim. Bu okullara her yıl 100.000 öğrenci devam eder.

Türkiye’de olsa bu okulları açan ve işletenler vatan hainliğinden hemen hapse girerler çünkü bu okullar kendi öğretmenini kendisi yetiştiren, uzun yıllar öğrencilerine ders notu vermeyen, sınıf öğretmenlerinin 8. sınıfa kadar öğrencileriyle birlikte olduğu, kendi eğitimöğretim programına sahip okullardır. Haydi, gelin bu okulu Türkiye’de kuralım. Milli Eğitim Müfettişleri, öğrencisine not vermeyen, kendi öğretmenini kendi eğitim programlarıyla yetiştirip, kendisi sertifikalayan bir okula Türkiye’de denetime gelsinler. Her şeyden önce sayın müfettişlerimiz okulu kapatmadan evvel gülme krizine girerler. Çünkü bu raporu hazırladığım tarihte Antalya’daki kolejimiz, kapısında Milli Eğitim Bakanlığında kayıtlı ismi yanında “Bu okul XXX anonim şirketi kuruluşludur.” yazdığı için kapatıldı. Değil karne düzenlememek, not vermemek, 8 yıl boyunca sınıf öğretmenliği sistemini uygulamak; MEB’in herhangi bir genelgesine ya da emrettiği müfredatının herhangi bir ders konusuna aykırı davranmanın cezası, direk kapatmadır.

Biraz daha örnek verelim. Almanya’daki PHORMS Okulları 2 dilde (İngilizce- Almanca) eğitim veren, bir sınıfta 2 öğretmen bulunduran, öğrencilerini ulusal ve uluslar arası programla mezun eden okullardır. Bu kitabın yazıldığı günlerde de İzmir’de bir kolejimiz, bir sınıfta 2 öğretmen bulundurduğu ve mezunlarına uluslar arası ikinci bir diploma verdiği için kapatılmıştır. PHORMS Okulları Almanya’nın en kaliteli okullarından biridir. Yüzlerce şubesi vardır. Haydi gelin Türkiye’de bir PHORMS Okulu açın, (Ama önce her ay değişen merdiven genişliği standartlar yönergesini Türkiye’de aşmak zorundasınız.) sonra da özel okulunuz nasıl kapanıyormuş, siz de nasıl hapse giriyormuşsunuz beraber izleyelim. Almanya’daki bir diğer okul modeli olan yedek okulları size hiç anlatmak ihtiyacı duymuyorum. Bu okulların açılışlarındaki kolaylıklardan hiç bahsetmiyorum. Konunun önemli noktalarını yeterince vurguladığıma inanıyorum.

Almanya, özel okullarına özgün fikir ve program yapabilme izni verdikten sonra özel okul oranını 1992’den bugüne kadar 2 mislinden fazla artırmış ve bugün PISA sınavlarında dünya 12.liğine yerleşmiştir.(*)

(*) Kaynak : 

Profesör Doktor Manfred WEIß , Almanya’da Özel Okullar, 2011 Hasan Basri DURSUN, Almanya Eğitim Bülteni


Özel okullarına, devlet okullarıyla aynı müfredatı uygulatan ve kendi özgün programlarını özgürce gerçekleştirmesine izin vermeyen, onları devlet müfredatına ve genelgelerine uymadıkları için kapatan ülkeler, uluslar arası düzeyde yabancı dil bilmeyen (İngilizce yeterliliğinde dünya 116.siyiz.) ve Matematik-Fen eğitiminde Avrupa sonuncusu çocuklar yetiştirirler.