Sağlık Kolejleri ve Mesleki Kolejler

Yüce devletimiz sağlık sektöründeki büyük ihtiyaç sebebiyle, yani ülkemizdeki hemşire, acil tıp teknisyeni, ebe yardımcılığı gibi alanlarda 100.000’e yakın personel açığı sebebiyle bundan 5 yıl önce özel sağlık kolejlerinin açılışına izin verdi.

Sonra da 479 tane sağlık koleji açılınca “Yahu her köşe başı sağlık koleji oldu. Bu kadarı bu ülke için fazla, bunların önünü almamız gerekli.” diye bir düşünce içine girdi. Yazık, sağlık kolejlerinin başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. İlk olarak sağlık kolejlerine “Biz devlet olarak sağlık kolejlerinde okuyan öğrencilerin stajlarını nasıl düzenleyeceğinizi kontrol etmek istiyoruz. Bu sebeple bulunduğunuz ildeki 50 yataklı ve üzeri, sağlık ruhsatlı kurumlarda sağlık işletmelerinin personel sayısının yarısı kadar öğrenciye staj imkanı sağlamaya karar verdik. Şimdi gidin, öğrencilerinize bu hastanelerde staj yaptıracağınıza dair kendileriyle sözleşme yapın.” dedi. (Dikkat ediniz, 400’ün üzerinde sağlık kolejine izin veriyor. Kolej açmak isteyenler, izin alıyor, ruhsat alıyor, her biri 100.000’lerce TL yatırım yapıyor.) Garibim sağlık kolejleri hemen ellerine çantalarını aldılar, ellerinde bir sözleşme ile hastane hastane gezerek, okumakta olan yüzlerce öğrencisine staj imkanı sağlayabilmek için başhekimlere yalvarmaya başladılar. Tanıdığı olan aldı, olmayan alamadı.

Daha sonra benim güzel Milli Eğitim Bakanlığım tekrar bir yönetmelik yayınladı. “Maşallah, sizlerin pek çoğu bu engeli aştı. Gittiniz sözleşmeler yaptınız. Yalnız ben yönetmeliğimi yanlış çıkarmışım. Şimdi tekrar düzenliyorum. Önce hepinizin yapmış olduğu bu kontratları iptal ediyorum. Daha sonra da artık o şehirdeki 50 yatağın üzerindeki hastanelerde çalışan personel sayısının 3’te 1’ini, bu hastanelerle sözleşme yapan sağlık kolejlerine eşit olarak paylaştırıyorum.” dedi. Bunların hepsi 6-7 ay içerisinde oldu. Olayın karışık olduğunu düşünerek sizlere rakamsal bir açıklama yapayım. Örneğin Alanya’da 50 yatak ve üzeri hastanede 500 sağlık personeli olsun. Alanya’da da 3 tane sağlık meslek lisesi, ortalama 1 milyon TL yatırımla açılmış olsun. Özel Öğretim Genel Müdürlüğü yayınladığı yönetmelikle sağlık kolejlerine “Artık Alanya’daki sağlık kolejlerinin toplam kontenjanı 500:3=166’dır.

Alanya’da da 3 tane sağlık koleji olduğuna göre aslan kolejlerim, hepinize afiyetle yemeniz için 55 tane öğrenci parasını tahsil etme imkanı tanıyorum” dedi. 730 kişilik kontenjanı olup 17 kişilik ruhsat alan kolej sahibi arkadaşım var. Hatta bu raporu yazarken karşımda oturan kişinin 370 kişilik sağlık kolejine Özel Öğretim Genel Müdürlüğü 29 kişilik ruhsat vermiş. Bu konu ile ilgili “Böyle saçma yönetmelik mi olur?” diyerek dava açan 14 sağlık koleji açtığı davayı kazandı. “Ben devletime dava açmam, MEB’e dava açmak ayıptır.” diyenler inanılmaz büyük maddi kayıplara uğradı. Bütün bu süreç öğrencilerin kayıtları alınırken ve eğitim-öğretim devam ederken yaşandı. Alınan karar sonucunda da 300 kayıt almış bir sağlık koleji, 30 kişilik ruhsat aldığı için diğer 270 öğrencisinin kaydını silmek zorunda kaldı. Çok okul müdürü ve kurucusu veli öfkesine, şiddetine maruz kaldı. Öğrenci velilerine rezil oldular.

Sağlık kolejlerinin çilesinin bittiğini zannediyorsunuz değil mi? Bitmedi. Tüm bu çilelerden sonra 2014 yılında, diyelim ki 80 kontenjanla eğitim-öğretime başlamış sağlık kolejleri, eğitim başladıktan 10 gün sonra, her zaman olduğu gibi yayınlandığı gün yürürlüğe giren Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün harika bir yönetmeliği ile karşılaştılar. Yüce devletimiz, devlete ait sağlık meslek liselerinin kontenjanını, bir gece yarısı kararıyla % 40 artırdı ve dedi ki “Ey özel sağlık kolejlerinde okuyan gençler, sizlerden puan barajı da para da istemiyorum. Özel sağlık kolejlerinden kaydınızı sildirin ve hemen önümüzdeki 10 gün içinde benim okuluma kayıt yaptırın” dedi. Yüzlerce sağlık koleji, öğrencilerinin çoğunu bir haftada kaybetti.

Siz olsanız böyle bir ülkede özel eğitim sektöründe yatırım yapar mısınız? 

Bu konu ile ilgili bakanlığımızla görüştüm. Önüme rakamlar koydular. Dediler ki “Biz sağlık kolejlerini önüne set çekmekte haklıyız. Bir anda sayıları 500’e ulaştı. Buralarda okuyan öğrenci sayısı 40.000’e vardı. Ülkemizin ilerleyen dönemlerdeki hemşire ihtiyacını karşılayacak duruma geldik. Meslek liselerinin mezunlarının ihtiyaç fazlası olmasını engellemeliyiz.” dediler. Bu noktada, yüce devletimizin 2 hatası vardır.

1 - Ülkemizde halihazırda 77.000 cami ve 87.000 din görevlisi olduğu halde imam hatip okullarında 1 milyon 40 bin öğrenci okumaktadır. Ne olur sağlık meslek liselerinde 100.000 öğrenci okusa? Güzel ülkemde açık öğretim lisesinde okuyan ve hiçbir okula gitmeyen 1 milyon 300 bin öğrenci sayısı 100 bin azalsa? Ne olur sağlık meslek lisesini bitiren bir kız öğrenci hemşire olmasa ve hatta hiçbir işe giremese ve hatta ev kadını olsa?

Sizce çocuklarına açık öğretim lisesi mezunu bir anne mi yoksa, enjeksiyon yapmayı bilen, acil yardımı bilen, sağlık sektöründe yetişmiş bir anne mi daha iyi bakar? Kaldı ki Avrupa Birliği ülkelerinde en büyük ihtiyaç sağlık sektöründedir. Bu güzel çocuklarımızı bu alanda yetiştirsek, biraz da yabancı dil öğretsek, bu çocuklarımız Avrupa Birliği ülkelerinde sağlık personeli olarak hemen iş bulacaklardır. Bir ülkenin lise çağındaki gençlerinin 3’te 1’i açık öğretim lisesinde okurken, zaten açılmış, yatırımları yapılmış sağlık kolejlerini kapatmaya çalışmanın ne anlamı vardır? Şimdi bazı devlet görevlileri “Staj yaptırmadan bu çocukları mezun etmek, sağlık sektöründe çalışmalarına izin vermek doğru mu?” diye soracaktır.

Yanıt veriyorum: Eğer basit bir yönetmelikle “50 yatak ve üzeri” ibaresini “Tam teşekkülü her sağlık kuruluşu” olarak değiştirirsek, yani bu genç öğrencilerimize, sağlık ocaklarında da 50 yatağın altındaki hastanelerde de aile hekimlerinin yanında da çalışma ve staj imkanı sağlarsak Türkiye’deki özel sağlık kolejlerinin staj kapasitesi bir anda 4 katına çıkacaktır, öyle değil mi? Sağlık ocağında hemşire yok mu? 40 yataklı bir hastanede sağlık elemanı staj yapamaz mı?

2 - Ayrıca bu çocuklarımızı mutlaka hemşire olarak mezun etmek zorunda mıyız? Hemen bir yasal düzenleme yaparız. Yaşlı hasta bakıcılığı ve bebek bakıcılığı gibi bölümler açarız. Ülkemizde 10 binlerce bakıma muhtaç yaşlı ve hastamız yok mu? Evlerinde kendilerine bakacak, sağlıktan da biraz anlayan hasta bakıcıya ihtiyaç duymuyorlar mı? Bu işleri gündelik temizlikçilere ve ev kadınlarına yaptırmıyor muyuz? Bu yaşlı hastalar bir enjeksiyon için evlerine doktor çağırmıyorlar mı? Ülkemizde anaokullarında yardımcı personel açığı yok mu?

Kısaca, yüce devletimiz sağlık kolejlerinin yaşadığı ekonomik darboğazı ve çektiği çileleri görmemektedir. Oysa meslek liseleri kuvvetli olmayan bir ülkenin gelişmesinden bahsedemeyiz.